Ne var ki, -her zaman olduğu gibi- devlet mühim buhranlar içindedir ve padişah, illâ ki bu müdebbir vezirin yeniden devlet hizmetine dönmesini istemekteyken vezir, Nuh deyip peygamber dememekte ve devlet kapısına yaklaşmamakta inad etmektedir. Neticede bir başka hinoğlu hin'in aklıyla şöyle bir çâre bulunur: Vezir, kıytırık bir gerekçeyle hapse atılır, yanına hücre arkadaşı olarak bir "nâdân" konulur. Nâdân saçma sapan konuşmaları ile veziri tez zamanda canından bezdirir ve neticede, "çıkarın beni buradan; ucunda ölüm de olsa bu vazifeyi yerine getirmek, şu nâdânın kahrını çekmekten evlâdır�" diyerek vazifeye başlar ve hikâye şu beyit ile sona erer:
Nâdân ile sohbet güçtür bilene, **
Nâdân ile sohbet güçtür bilene,
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline
* Ömer Seyfettin merhûmun meşhur bir "Nâdân" hikayesinin özeti
** A.Turan ALKAN'ın yazısı
çok güzel bir özet ve güzel bir hikaye
YanıtlaSilçok güzel yazmışsın iyi etmişsin işimede yaradı çokkk teşekkürlerrr.........
YanıtlaSilsüper bir hikaye ve çokkkkkkkkkkk güzel yazmışsınız elinize saglık
YanıtlaSilbu hikaye böyl deillll
YanıtlaSilçokkkkk güzel
YanıtlaSilömer seyfettinin kitabları ile sorularda getirin nolurrrrrrrrrr
YanıtlaSil