Cuma, Nisan 24, 2009

Erbaindeki Katre


Bir dağlıkta, yahut bir mağranın içinde, yahutta aman vermez bir ovada bir katre, tek başına kalır;
o katrenin madeni , aslı, denizdir. Onu arzular;
o elsiz, ayaksız katre, eli yokken ayağını atar, denizin iştiyakıyle elini uzatır.
Ne sel yardım eder ona, ne de bir dostu vardır.
Öyle olduğu halde düşe kalka yuvarlanmaya başlar, iştiyak ayağıyla denize koşar, zevk bineğine biner, yol almaya koyulur.
A çaresiz katre,
toprak senin düşmanın,
yel senin düşmanın,
güneşin harareti senin düşmanın,
Ulaşmayı dilediğin deniz de çok uzak.
A elsiz ayaksız katre,
sen bunca düşman arasından denize nasıl varacaksın?
*

Onca yıldır rüzgar ne yana eserse oraya koştun. Rüzgarlardan yadigar müzahrafatlarla gittikçe karardın artık ne eski saffetin var nede çevikliğin. İyiden iyiye pelteleştin, karardın. Ve hala bir arpa boyu yol kat edemedin. Ne olacak senin halin ?

* Mecalis-i Seba I. Meclis den ( Mevlana )
resim burdan

2 yorum:

Aruz dedi ki...

Nereye dikkat etmiş. Nasıl görmüş, nasıl bakmış bu açıdan. Neden artık böyle insanlar yetişmiyor? Yetişmesi için ne yapmalı. Hangi kitapları okumalı? Nerelere gitmeli?

bluekid dedi ki...

Sorularınıza cevap beklemiyorsunuzdur İnşallah
Beyazid-i Bestaminin bir sözü vardır
"Aramakla bulunmaz fakat bulanlar ancak arayanlardır"
böyle sorulara doğrudan cevap verilmez belki uzun uzun hasbihal etmek lazım.
Herşeyden önce ümitvar olmak ve bir ömür boyu arayış içinde olmak gerekir.