Cumartesi, Aralık 10, 2005

Ebû Zerr mi? Yitik vicdanımız!

Hazır kan beynime sıçramışken Hakan Albayraktan bahsetmeden olmaz
Hakan Albayraktan ve Ebuzer isimli kitabından

Mehdi'yi bekleyen çocuklar

her şey bir rüzgâra bakıyor ağabey
bakma esrar çekip mayıştıklarına
bir gün var ya bu mağribli çocuklar
bir gün yakacaklar parisi


diyen Hakan Albayrak ve

Ebû Zerr çölde can çekişiyormuş. O esnada oradan bir kervan geçiyormuş. Karısı kervanın önüne atılıp "Ey Allah'ın kulları! Şurada yatan adam Ebû Zerr'dir; ölmek üzeredir. O soylu, o yoksul adama bir kefen sunacak kimse yok mu içinizde?" diye haykırmış. Kervandakiler ürpermişler: "Ne? Ebû Zerr mi? Yitik vicdanımız!" demişler. Hemen koşup Ebû Zerr'e bir kefen sunmuşlar. Ebû Zerr son bir gayretle doğrulup kefenin kamu malı olup olmadığını sormuş. "Değildir" demişler. "O halde kabulümdür" demiş Ebû Zerr. Kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etmiş.



diye başlayan sepetli motosikletletine atlayıp dünyayı pisliğe bulayan güçlerin yüzüne keskin sözleriyle tükürdüğü bir solukta okunan kısa roman.

Birleşmiş Milletler Teşkilatının Afrikalı genel sekreterine bir çift sözümüz vardı.

Size nasıl yardımcı olabilirim?" diye sordu genel sekreter.
"Gerçeklerin gereğini yap" dedi Ebuzer.
"Hangi gerçeklerden söz ediyorsunuz?"
"Mesela Ruanda gerçeğinden: Birkaç hafta içinde yüzbinlerce Ruandalı akla gelebilecek en feci şekillerde katledildi. Bize bunun bir iç savaş olduğunu söylediler. Vahşi Tutsilerle vahşi Hutuların birbirine girdiğini anlattılar. Sonra iktidardaki kabilenin yenildiği, muhalefetteki kabilenin iktidarı ele geçirdiği ilan edildi. Bu arada Ruanda'nm başkenti, yeni yönetimi tebrik eden İngiliz doldu. Birkaç gün sonra Ruanda'nm Paris güdümündeki Frankofon Ülkeler Cemiyeti'nden atıldığı bildirildi. Yani Ruanda'nm sahne olduğu şey bir Tutsi-Hutu savaşı değil, iki Avrupa takımı arasında geçen bir maçtı. Sonuç: Britanya l, Benelux O, Ruanda eksi 500.000 Öğrenmek istiyorum: Kuveyt'i işgal ettiği için Irak'a ambargo uygulayan teşkilatınız Ruanda'yı kan gölüne çeviren Avrupalı güçlere nasıl bir ceza vermeyi planlıyor?"

Adam sırıttı:"Dünya sisteminin püf noktasına vâkıf olduğunuz anlaşılıyor. Böyle aptalca bir soru sormanıza şaşırdım doğrusu. Şimdi izin verin, işime bakayım. "

Ebuzer sırıtmadı:"Halkını köleleştiren alçaklarla iş tuttuğun anlaşılıyor. Frantz Fanon'un kitaplarını okuduğum için pek şaşırmadım doğrusu. Şimdi müsaade et, yüzüne tükürüp gidelim."

Yüzüne tükürüp gittik

Daha ne söyleyim mutlaka okuyun


4 yorum:

Gökyüzü Çocuğu dedi ki...

ahh ebuzerr...
ahh yitik vicdanımız..

ahh...

çok sevdiğim kitabım hatta onun vesilesi ile tanıştım blogunuzla, uzun zamandır kitabın sayfalarına dokunmadığımı düşünüp, gözlerimi raflarda gezintiye çıkarmıştım ama bulamadım, anımsadım ki yine vermiştim okuması için birisine ve dönmeyen olmuştu kitabım; hayrolsun..
o sebeple netten gözatmak istemiştim, teşekkür ederim...

selam ile ...

bluekid dedi ki...

Ahh yitik kitaplarımız
Gönlümüzden bir parça buluduğumuz.
Onu paylaşmak için verdiğimiz
Ve Fakat Atılıp bir kenara
Tozlu raflarada okunmayı
ve iade edilmeyi unutulmuş
Gönlümüzün parçaları
Yitik kitaplarımız Ahh

derdimizi deştiniz gökyüzü çocuğu

Gökyüzü Çocuğu dedi ki...

üzgünüm, niyetim derdinizi anımsatmak değildi elbet..

ama her aklıma gelen kitabada raflarda rastlayamayınca inanın çok canım acıyor, öyle burdada rastlayınca dillendireyim demiştim..

öyle işte..

hadi Allah'a Emanet...

bluekid dedi ki...

Geri gelmemesinden çok
Unutulup kalması insanı üzüyor.
Bir de yeni baskısı olmayan kitapsa hele üzüntü bir kat daha artıyor.

haklısınız öyle işte ...