Cuma, Nisan 21, 2006

Yasaklanmadan yetişin İstiklal Marşı

Bu da nerden çıktı diyebililirsiniz. İstiklal marşı öncelikle Cumhuriyetin ne umup ne bulunduğunu göstermesi bakımından çok büyük önem taşıyor. Yani kuruluşdaki duruma şahitlik ediyor. Bu da bazılarını rahatsız ediyor. Bir yola çıkıyorsunuz çıktığınız yolun başlangıcıyla sonu farklılaşıyor. Tek dişi kalmış canavara karşı savaşa çıkmışsınız bir bakmışsınız ki canavarın kucağındasınız. - bakınız hayvan çiftliği -
İkinci olarak İnsanlarımızın ne hale geldiğinin göstergesidir.
Mehmet Akif , hükümetçe konan 500 TL. para ödülünü kabul etmeyerek, yarışmaya katılmayı reddeder. Bunun üzerine Hamdullah Suphi'nin bu şartın kaldırılabileceği mesajını iletmesiyle Mehmet Akif kabul eder.

"O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o Marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır...
O şiir bir daha yazılamaz, o'nu ben de yazamam. O'nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değil, milletin malıdır. Benim, millete en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın."
diyerek Bütün şiirlerini topladığı Safahatına bile koymaz.

El hasıl : Türkiye çok değişti hem baştakiler hem vatandaşlar. Neme lazım yarın öbürgün İstiklal marşını yasaklamaya kalkarlar yada sansürlerler*, ben şimdiden sansürsüz olarak yazıyorum Allah sonumuzu hayretsin


İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,**
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

* "Vay milleti Hakka tapan tapmayan diye ayırıyor" deyip
" Hakka tapmıyan vatandaşlarımıza baskı unsuru olmaması için kamusal alanda yasaklanmasına ...."
hadi canı olurmu öyle şey demeyin, bakınız ikinci madde

** Nedendir bilmem aklıma İsmet Özelin Amentüsünden aşağıdaki satırlar geldi

Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur

Hiç yorum yok: