Cumartesi, Mart 22, 2008

Beni kör kuyularda hamaksız bıraktın !


Kim ne tarafa çektirse o tarafa yöneliyorum. İşte ayrı, Internette ayrı, Ev de ayrı, Derslerde ayrı bir insan oluyorum. Bir bölünüş bir parçalanış bu ...
Bilsem şimdi nerdeyim
Bir uzun seferdeyim
gücüm - ömrüm - yetene kadar
Nazarımda kıymetli olana insanlar değer vermiyor. Zannımca pek de önemli olmayan, ben olmasamda pek ala - hatta daha ala - olacak işlere, başkaları kıymet ve değer veriyorlar. Nazarımın ve zannımın peşinden gidemiyorum çünkü Rızkı kazanmak başkalarının verdiği değerden geçiyor. ve ilk parçalanış...

Ev başka bir alem. Hayatı hayatımla kesişmiş insanlar. Bir taraftan herkesin ayrı dünyaları var. Diğer taraftan Kesişmiş hayat çizgilerimizden gelen hayatımda istekleri ve dahi hakları var. ve bir parça daha...
Derin kederlere sal beni
Canın sağ olsunda kır beni
Hep sinin üstüne, hep benim üstüme. Bir nasihat, bir musibet, bir hastalık bir ölümle gelen idrak.
"Madem dünya fanidir demiyor alakayı kalbe"
biliyorum ama kalbimin alakasını kese biliyormuyum ? Tonla kitap okumuş, okuyor ve dahi okuyacak olmak ve bilmek kurtarıyor mu insanı ?
kahretsin bilmek böyle bir şey işte ; Bilmenin insanı kurtarmaya yetmediğini de biliyor insan

sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
böylesine hazırlıklı değilim daha
bilmek buda ürkütüyor
gene de biliyorum
Kapanmazmış günahların açtığı yaralar insanda.

Saffeti kalbi, itminanı kalbi nerden, nasıl bulacağız ?

Günümüzde bütün bunlara ilaç olarak hamakta sallanmayı tavsiye ediyorlar.
Kör kuyularda hamağı nerden bulupta nasıl sallanacağız.
Hadi yaptık diyelim, kör kuyuda olduğumuz gerçeğini değiştiyor mu hamakta sallanmak.
Olsa olsa unutturuyor o da muvakkaten.
Yüreğimizdeki yaralar yüzümüzü karartmış , Yusuf yüzlüler dururken kim bize merdiven salar
...
Haber aldım ki, yarın yâd olacakmış bize yar
Ne büyük yâre ki kimler buna derman olacak
Bu büyük derd ü elemden kime şekva edeyim?
İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak.

O şifa bahş olan envarını sen çeksen eğer
Bana kim nur verecek, kim bana Lokman olacak!
O temiz pâk nefesin, âb-ı hayatı bu çölün
Onu dûr etme ki her fert ona reyyan olacak
... *
Ve yine
ve yine
yine de biliyorum umutsuzluk yakışmaz bize...

ve kör kuyulardan sesleniyoruz

"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum."

Senin kapından başka hangi kapıya gideyim?
Hangi kapı var?
Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin.
Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin."

Hiç yorum yok: