Perşembe, Ağustos 21, 2008

Yapay Zeka Temellerin duruşması 3

Assume spherical chicken !

Haydaa bu ne biçim bir başlık demeyiniz azıcık sabrediniz. Bu bizim okulda öğrenciler arasında kullanılan bir tabir. Hocalar konuları anlatırken en başta olayın basitleştirilmiş hallerinden başlarlardı, Farzedelim şöyle olsun, varsayalım böyle olsun diye. İşte bu tabirde bu farzedişlerin uçukluğunu anlatan bir anlam taşıyor. "Farzedelim Tavuk küre şeklinde olsun ! "

Anlıyacağınız bizde bu şekilde başlıyoruz. "Assume spherical chicken !" Varsayalım İnsanı insan yapan ve zekanın kaynağı beyin olsun. Farzedelim Beyin sadece biyolojik bir bilgisayar olsun. Dijital Bilgisayarlarımızla beynin yapayını nasıl yaparız.

Donanımdan başlayalım. Beynimiz elektronik devreye göre çooook yavaş olan nöronlardan oluşuyor.Onlarda ancak saniyede 200 işlem yapabiliyor. Fakat Herbirisinde yaklaşık 1000 bağlantı olan yaklaşık 100 Milyar nöron var ve paralel olarak çalışıyorlar. Sonuç olarak İnsan beynin donanım gücü 20 Milyar MIPS oluyor.*

Intelin kurucularından olan Gordon Moore'un 19 Nisan 1965 yılında Electronics Magazine dergisinde yayınlanan makalesinde demişki ( Moore Yasası ) "her 18 ayda bilgi işlem gücü iki katına çıkar" Şu anda evlerimize alabileceğimiz 1000 $ lık bir bilgisayar kapasite olarak bir böcek ile bir fare beyni arasında bir yerlere tekabül ediyor. Bu gelişme hızına göre 2020 yılına gelindiğinde İnsan beyni kapasitesindeki bir bilgisayarı 1000$ verip evlerimize alabilecekmişiz. yani Donanım olarak Yapay bir beyin yapmak için herhangi bir problem yok yani...

Gelelim yazılım kısmına. Yazılım kısmında beynin nasıl çalıştığının anlaşılması lazım. Bu konuda zaten değişik branşlarda insanlar çalışmalar yapılıyor.** Mesela bir görüşe göre Nanobotları kullanarak Beyinin çalışma anında bütün nöronlarını kapsayacak bir haritasını alabilir. Bu verilerle ve reverse engineering*** - tersten inşa- ile istediğimizi elde edebileceğimizi iddia ediyorlar. ve bu işin çok yakın olacağını tahmin ediyorlar.

Bunca iyimserliğin üzerine bir kaç bir şey ekleyelim.

YZ temellerinin ilk atılışı adının konuluşu 1956 da Dartmount daki bir toplantıda olmuştur.Toplantıya katılanlar MIT den marvin Minsky Stanforddan John McCharty Carnegie-Mellon dan Allen Newell ile Herbert Simon dur. Sadece 2 yıl sonra 1958 de Simon şöyle demiş
Amacım sizleri şaşırtmak yada şoka uğratmak değil... Ama anlatacaklarımı en basit şekilde anlatmamın tek yolu, şu anda dünyada düşünen, öğrenebilen ve yaratabilen! makinelerin var olduğunu söylemek olacak. Üstüne üstlük , bu makinelerin öğrenme yetileri gelecekte dahada hızlı gelişecek, öyle ki, yakın gelecekte çözebilecekleri problemler kümesi , insan zihninin uğraşmakta olduğu problemler kümesiyle özdeş hale gelecek
Demiş demesine de şimdi bulunduğumuz nokta ortada... Sonuç olarak herşey varsayımlardaki gibi olmuyor Küre şeklinde tavuk olmaz.

Devam edecek de nasıl bilmem...


* Bu konudaki muhtelif rivayetler için bakınız
** Bazı linkler vermek istiyorum
*** bir iki jump ayarı birkaç nop ile program kırıp kendini reverse-engineer görenlere duyrulur.

4 yorum:

ahmeTT dedi ki...

Yazı dizisi olunca daha sık yazmaya başlamışsınız sanırım. Gayet de güzel olmuş. Rss beslemelerimiz boş kalmasın :)

Bu arada *** göndermeniz de çok yerinde olmuş :)

Elinize sağlık, yazıların devamını bekliyorum.

bluekid dedi ki...

Boyumuzu aşan bir konuya girdik boğulmadan çıkalım diye uğraşıyorum...

Aruz dedi ki...

Birisi, herkes, herhangi biri ve hiç kimse hakkında bir hikaya vardı hocam. Biliyorsunuzdur. Ya da herkes, birisi ve hiçkimse miydi adı? Konu zor değil aslında sadece geniş. Dallanıp budaklanmaya müsait. Fakat yapay zekanın aslında girift bir gizemi olmadığının anlaşılmasına katkıda bulunuyorsunuz. Destekliyoruz...

bluekid dedi ki...

hikayeyi ekleyelimde bulunsun burada

"This is a little story about four people named Everybody, Somebody, Anybody, and Nobody.

There was an important job to be done and Everybody was sure that Somebody would do it.

Anybody could have done it, but Nobody did it.

Somebody got angry about that because it was Everybody's job.

Everybody thought that Anybody could do it, but Nobody realized that Everybody wouldn't do it.

It ended up that Everybody blamed Somebody when Nobody did what Anybody could have done "