Pazartesi, Kasım 27, 2006

Nadan

* Vaktiyle devr-i Osmânî'de pek müdebbir, tecrübeli, yüksek sezişli, aklı başında bir vezir vardır. Bir meseleden ötürü padişaha gücenmiş olduğu için köşesine çekilmiş, devlet işlerinden el-etek çekerek siyasetten uzak kalmayı tercih etmiştir.

Ne var ki, -her zaman olduğu gibi- devlet mühim buhranlar içindedir ve padişah, illâ ki bu müdebbir vezirin yeniden devlet hizmetine dönmesini istemekteyken vezir, Nuh deyip peygamber dememekte ve devlet kapısına yaklaşmamakta inad etmektedir. Neticede bir başka hinoğlu hin'in aklıyla şöyle bir çâre bulunur: Vezir, kıytırık bir gerekçeyle hapse atılır, yanına hücre arkadaşı olarak bir "nâdân" konulur. Nâdân saçma sapan konuşmaları ile veziri tez zamanda canından bezdirir ve neticede, "çıkarın beni buradan; ucunda ölüm de olsa bu vazifeyi yerine getirmek, şu nâdânın kahrını çekmekten evlâdır�" diyerek vazifeye başlar ve hikâye şu beyit ile sona erer:
Nâdân ile sohbet güçtür bilene, **

Nâdân ile sohbet güçtür bilene,
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline

* Ömer Seyfettin merhûmun meşhur bir "Nâdân" hikayesinin özeti

** A.Turan ALKAN'ın yazısı

6 yorum:

Adsız dedi ki...

çok güzel bir özet ve güzel bir hikaye

Adsız dedi ki...

çok güzel yazmışsın iyi etmişsin işimede yaradı çokkk teşekkürlerrr.........

Adsız dedi ki...

süper bir hikaye ve çokkkkkkkkkkk güzel yazmışsınız elinize saglık

fatma nur dedi ki...

bu hikaye böyl deillll

Adsız dedi ki...

çokkkkk güzel

Adsız dedi ki...

ömer seyfettinin kitabları ile sorularda getirin nolurrrrrrrrrr