Cumartesi, Nisan 21, 2007

Levlake Mazharına 1


Gönül hûn oldu şevkinden boyandım ya Resûlellah
Nasıl bilmem bu nîrâna dayandım ya Resûlellah
Ezel bezminde bir dinmez figândım ya Resûlellah
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah

Yanan kalbe devâsın sen, bulunmaz bir şifâsın sen
Muazzam bir sehâsın sen, dilersen reh-nümâsın sen
Habîb-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafâsın sen
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah


Gül açmaz, çağlayan akmaz, İlâhî nûrun olmazsa
Söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa
Firâk ağlar, visâl ağlar, ezel mestûrun olmazsa
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah

Erir cânlar o gül-bûy-ı revân-bahşın hevâsından
Güneş titrer, yanar dîdârının, bak, ihtirâsından
Perîşân bir niyaz inler hayatın müntehâsından
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah

Susuz kalsam, yanan çöllerde cân versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah

Ne devletdir yumup aşkınla göz, râhında cân vermek
Nasîb olmaz mı Sultânım haremgâhında cân vermek
Sönerken gözlerim âsân olur âhında cân vermek
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah

Boynu büktüm, perîşânım, bu derdin sende tedbîri
Lebim kavruldu âteşden döner pâyinde tezkîri
Ne dem gönlüm murâd eylerse taltîf eyle Kıtmîri
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım ya Resûlellah

Diyamandi Yaman Dede*
* Kayseri’inin Talas ilçesinde Rum esnaflardan iplik tüccarı Yuvan Efendi ile Afurani Hanımefendinin oğlu Diyamandi Yaman Dede'nin hikayesini de okumayı da unutmayın

Hiç yorum yok: