Pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ: düşünce birliği. O da rüzgarın her an tehdit ettiği bir kandil. Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur. İnsanların kaçta kaçı düşünür? Düşünenlerin kaçta kaçı karşılaşır ve açılır birbirine. -- Cemil Meriç
Pazartesi, Kasım 28, 2005
Yapay Zeka dökümanları ( türkçe )
http://www.megaupload.com/?d=39CIMT7V
Cuma, Kasım 25, 2005
Kadın = ?
Kadın= ?
bunu bir mühendis olarak matematiksel metodla gösterelim :)



matemetiksel ispatlara inanmıyorsanız işte size nakli deliller :- Adem Babamızın cennetten çıkarılışı
- Habil ve Kabil Kıssası. ( ilk cinayet sebebi )
- Pandoranın kutusu
....
Kadına eskiler cins-i latif ( 1) derlermiş. Bir cazibeleri vardır çekicidirler zaten problemde burdan kaynaklanmaktadır. Erkekler ateşin etrafında toplanan pervaneler gibi toplanırlar etrafında pervaneler çarpışır, kimi onun ateşiyle yanar kimi firak(2) ateşiyle...
Ve bir kıssa :
Büyük bir devlet adamı bir akıl hastasini ziyaret ediyormuş
Başhekim hastaneyi gezdirirken Bir hastaya rast gelmişler
Hasta oldukça nazik şiirler ve dugusal sözler söyleyerek sağa sola çiçek dağıtıyormuş.
Başhekim "İşte bu bizim hastanemizin en uysal hastası demiş ve eklemiş sevdiği kızla evlenemeyince böyle olmuş"
Biraz ileride demir kapılı parmaklıklı hücreye benzer bir yere gelmişler içerideki hasta sağa sola kendisini vuruyor ve devamlı küfrediyormuş.
Başhekim "Bu da bizim en tehlikeli hastamız demiş"
Devlet adamı merakla sormuş "peki bu adam nasıl bu hale gelmiş?"
Başhekim cevaplamış
- Biraz önceki hastanın evlenemediği kız var ya ?
- eee
- işte o kızla evlenen zavallı da bu!... (3)
(1 ) latif sözcüğünün hoşluk, yumuşaklık, nezaket anlamlarına vurgu yapan bir eğilime ek olarak "cins-i latif" özelinde latifin bir başka inceliğine değinmek istiyorum efendim. latif, nitelikçe son derece ince olan bir varlığın, bu inceliği nedeniyle fark edilemez ve nüfuz edilemez oluşunu da belirtir. latif varlıklar, insanın tasavvurunun, tahayyülünün, idrakinin erişemediği, benzersiz ve nüfuz edilemez varlıklardır. dolayısıyla latif varlığı ifşa etme çabası daima eksiklikle maluldür. açığa çıkmayan, karanlıkta kalan bir yan daima olacaktır. "eskiler", kadınlara cinsi latif derken benim niyetimi de dikkate alıyorlar mıydı bilmem ama freud'un karanlık kıta benzetmesinde bir letafet olsa gerek... http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=cinsi+latif&nr=y&pt=cins+i+latif#cid
(2) ayrılık manasına gelir hani şu Karacaoğlanın dizelerinde:
Ölüm ile ayrılığı tartmışlar,
Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık.
denen ayrılık...
(3) " seni görmesem buda olurdum, seni gördüm budala oldum."
Özdemir Âsaf
Perşembe, Kasım 24, 2005
Yapay Zeka Üzerine bir kitap
Geçenlerde yapay zekayl ilgili bir kitap aldım
Kitap : Yapay Zeka, Problemler - Yöntemler - Algoritmalar Yazarı Vasif V. Nabiyev azeri türkü Şu anda 2. baskısı ilk baskısından da haberdar olmama rağmen fırsat bulamıyacağım endişesiyle almamıştım
Kitabı yazar çok sade vede sıcak bir uslupla yazmış, tavsiye ederim. Kitap kitapçıdan alınır öyle mıncıklamadan sayfalrını karıştırmadan hatta -abartırsak- birkaç bölümünü okumadan internetten alınmaaaz
Programcılıkla yapay zekanın alakası ne bize ne yapay zekadan mı diyorsunuz ?
Bir programcının nasıl ki Bütün veri yapıları, bütün algorithmaları yada sayısal çözümleme metodlarını bilmesi gerekmez genel olarak bu konularda bilgi sahibi olup uğraştığı iş için gerektiğinde bunlara ulaşıp kullanması yeterlidir. - bize ne bunlardan ben sadece veritabanı programcılığı yaparım zaten parada bundan kazanılıyor diyorsanız size iyi uykular - Aynı bunun gibi Yapay zeka konusunda pek çok metodun varlığına rağmen uygulama pek az benim kanaatim bu konuda pek çok uygulama* yazılabilir -yazılmalıdır- . Bunun için ise bir programcının en azından bir fikir sahibi olması lazım.
- Bu metodlar nelerdir ?
- Ne gibi uygulamalarda kullanılabilir ?
- Nasıl çalışır ? vb...
gibi konularda bilgi sahibi olmak için alınması ve de en azından incelenmesi gereken bir kitap. Kitabı inceleyipte ya bu işler baya zor bizi aşar demeyin "library" ** ler var işin teferruatını bilmeye - herkes için - gerek yok sadece kullanmayı ve uygulamayı öğrenmek yeterli
* Tarihteki ilk yapay zeka projesi için :) Zeka Hakkında Kıssalı Yazılar - 3
** YSA (Yapay Sinir Ağı - ANN) motorumuz
Cuma, Kasım 18, 2005
Çarşamba, Kasım 16, 2005
Ne Kadar Sanal Değilim ?
1- günde ortalama kaç saat internettesiniz?
- toplamda 2-3 saat
2- herhangi bir messenger kullanıyor musunuz?(hangisi)
- hayır bir vakitler icq da bir hesbım varı ama şimdi hiçbirini kullanmıyorum...
3- kac tane mail adresiniz var?
- 3 adet var
4- sizinle bütünleşen sanal bir adınız ya da nickname'iniz var mı?
- bazen kısaca "bk" yide kullanmışlığım olmuştur...
5- internet ortamında tanısıp, real yaşamınızda pekişen arkadaslıklarınız var mı?
- çık :( - sebebi için bakınız 2 ve 8 nolu cevaplar -
6- internet üzerinden alişveriş yapıyor musunuz?
- hayır nedense bana pek mantıklı gelmiyor ben elime alıp mıncıklamadan almam
7- Lütfen su cumleciği iki saniye dusunup, aklınıza ilk geleni yazın;
"ya internet olmasaydı"
- belki daha derli toplu vede daha kıt bilgi sahibi olurdum. - ulaşabileceğim kaynaklar sınırlanırdı-
8- hangi akla hizmet ilk defa chat yaptınız sorusunu ekleyebilir miyim:-)
- esasında pek chat sayılırmı bilmem ama icq ile bir kaç denemem olmuştu. oda ne ola ki diyerektek merak saikasıyla. sonrası yok...
cevaplarım aksi bir ihtiyarınki gibi olmuş diyorsanız doğrudur. belkide bende aksi bir ihtiyarımdır... sobele kısmına gelince benim pekte ebeleyecek kimsem yok malesef zincir burda biter :(
Pazartesi, Kasım 14, 2005
Yağmur

Şu yağmurlu havalarda bir ferahlık olması niyetiyle.....
Hoca Nasreddinin meşhur fıkrasındandır; yağmurda ıslanmamak için koşturan komşusunu pencereden gören hoca “Allah’ın rahmetinden kaçılır mı ?” diye takılmış. Bir vakit sonra kendisi aynı vaziyette yakalanıp da aynı soruya muhatap olunca “Ben Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum diye mukabele etmiş...
İlk bakışta insanoğlu nalıncı keseri gibi hep kendine yontar, nasıl işine gelirse öyle davranır veya konuşur,... gibi egoistçe hisseler çıkarılabilir. Ben de bir vakitler aynı sığ bakışla benzeri manalar anlamıştım. (1) – şimdi niye derin deli mavi olduğunu anlayın – Bir takvim yaprağının arkasında aşağıdaki satırları okuyunca her şey değişti – eee insanı hakikata nerde ne zaman kimin aracılığıyla ulaşacağı belli olmuyor. –
“Peygamber efendimiz (S.A.V.) yağmurlu havada başını açıp dışarı çıkar vücuduna biraz yağmurun dokunmasını sağlardı. (2) Bunun sebebi sorulduğunda ise şöyle derdi; Allah’ın daha yeni yarattığı bir rahmettir, onunla teberrük etmek istedim”
Fıkrayı yeniden düşündüm her iki durumda da hocanın komşusu, yağmurun Allah’ın bir rahmeti olduğu gerçeğinden gafil, Hoca her iki durumda da bunu hatırlatıyor. (3)Yağmurun her bir damlası bizi ve bütün kainatı yaratan, koruyup gözeten her şeyimizi borçlu olduğumuz Rahman ve Rahim olan Rabbimizin hediyesi diye düşünen birisi için bu hediyeden kaçmak da çiğneyerek saygısızlık etmekte sakınılması gereken davranışlardır.
(1) sığ bakışlar hemen her zaman insanı aldatır her şey zannettiğimizden daha derindir Bu yüzden Derin Deli Mavi
(2) Yağmur yağarken birinin çıkıp bilerek ıslanmasını delilik olarak niteleyebilirler İnsanoğlu derinlik kazandıkça sığ insanlar arasında deli nazarıyla bakılır. Bu yüzden Derin Deli Mavi
(3) “Ameller Niyetlere göredir” Ne yaptığın kadar niçin yaptığında önemlidir...
Not : o kadar yağmur konuşup Yağmur –Nurullah Genç - şiirinden bahsetmemek mümkün mü ?
…..
Yıllardır bozu bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
…..
Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
….
Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından
…
Nefsinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin
siirin tamamı
Cumartesi, Kasım 12, 2005
prensescik

Nedendir bilinmez ;) bugün size bir hikayecik aktarmak istiyorum...
Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir:
- "Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim".
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir:
- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar. Kurbağa yalvarmaya başlar:
- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım.
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar. Sonunda kurbağa dayanamaz:
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur:
- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.
Cuma, Kasım 11, 2005
Burcun Ne Hastalığı !
Bir hastalık bu : Insan kendini bile anlamazken başkasını kategorilere bölüp tanıdğını nasıl sanır ?...
Hatta bu hastalığın birde "hemşerim memleket nire?" çeşidide -versiyonu deseydim dahamı cafcaflı olurdu :) - vardır.
- Burcun Ne?
- Filan Burcundanım ....
- Hımmmmm - Şahıs hakkında derin bilgiler edinmiş bir bilge edeasıyla söylenir -
yada -yaşça dah büyüklerin daha çok tutuldukları -
- Hemşerim memleket nire ?
- Filanlıyımlıyım...
- Hımmmmm - yukardaki hımmm la aynı edada ;)-
el hasıl burcumu açıklamak istemiyorum beni kategorize etmeyin.....
- Burcun Ne
"beni sınıflandırma
beni kategorize etme, benle oynama
yaftayı yapıştırıp bana isim koyma
...."*
- hemşerim memleket nire?
" Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü
Gelin hepberaber anlaşalım diyen yok
Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok
Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Dedim ya yahu bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe "**
* Söz: Bülent Ortaçgil Sezen Aksu şarkısı
** Barış Manço
Perşembe, Kasım 10, 2005
Teke Burcu
hoca cevap vermiş
- Teke
- Ammada yaptın hoca teke burcu diye bir burçmu var ?
- Gençliğimde sorduğumda oğlak burcundansın demişlerdi şimdi kocadık herhalde oğlakta teke olmuştur...
Bu fıkrayı niye anlattım nick'im olan BlueKid yüzünden benim yaşça ufak olduğum fikrine kapılanlar olmuşlar. Bende BlueKid'den BlueMan'liğe mi geçsem acaba ?
yok yok BlueKid'in başka manalarıda var...
Not : yanlış anlaşılmasın teke burcundanda değilim....
Çarşamba, Kasım 09, 2005
Beynin Kelimeleri Algılaması
(Garip dimi? Devam edin şaşıracaksınız.)
(in English)
Aoccdrnig to a rscheearch at Cmabrigde Uinervtisy, it deosn't mttaer in waht oredr the ltteers in a wrod are, the olny iprmoetnt tihng is taht the frist and lsat ltteer be at the rghit pclae. The rset can be a total mses and you can sitll raed it wouthit porbelm. Tihs is bcuseae the huamn mnid deos not raed ervey lteter by istlef, but the wrod as a wlohe.
YUKARIDA OLDUGU GİBİ...
Salı, Kasım 08, 2005
Acz , Fakr, Şefkat ve Tefekkür...
Aciz olduğunu bilmeyen bir fakir, hırsla varlık sahibi olmak için bütün gayretini sarf etmez mi? Fakir olmadığını zanneden aciz tembelliğe düşmez mi ?
Hem aciz hem fakir olduğunu bilmeyen şefkat sahibi kibre düşmez mi ?
Şefkat sahibi olmayan aciz fakir sadece nefsinin kurtuluşuyla uğraşmaz mı?
Tefekkürü olmayan Acz, Fakr ve Şefkat , Hakim ve Rahim olan Rabbimizin fiilerini ne derece derk edebilir. Bir maraz-ı kalbi olan Rabbimizden fazla şefkat ileri sürmek ve acz ve fakr içinde olmak yüzünden isyana sürüklenmekten nasıl kurtulur. Aciz ve fakir olduğunu bilmeyen ve Aleme şefkat nazarıyla bakmayan
Mütefekkir, materyalizm bataklıklarında batmaz mı ?
Pazartesi, Kasım 07, 2005
Ramazan güzeldir

Dindar olmasan da güzeldir Ramazan.
Iskalanmaması, tadına varılması gereken
çok özel bir dönemdir.
Ramazan;
sıcak pide kuyruğundaki sabırsız bekleyiştir.
Posta kutunda davulcuların fotoğraflı ilan savaşları;
elinde tokmak, kapına dayanmış bıyıklıdır.
Eski günlerdir;
anneannendir, dedendir, oradan oraya koşturan aç annendir.
Gün doğumuna yakın; uykulu gözlerle içtiğin çay,
televizyondaki Türk filmi, radyodaki türküler ve oyun havalarıdır.
Gün batımına yakın; mutfaktan gelen mis gibi kokular,
tertemiz masanın üzerindeki zeytin tabağı, beklediğin ezandır.
Alış veriş sonrası verilmiş imsakiye, abur cubura uzun aradır.
Minarelerdeki renkli floresanlar, akşam sokakta atılan volta,
ciğerin en derinine çekilmiş dumandır.
Yetişilememiş bir iftar, uyanılamamış bir sahur,
erken kopartılmış bir lokma ekmektir kimi zaman.
Bir ortaklık duygusudur Ramazan.
Yalnız, yapayalnız olmadığının duygusudur.
Hep birlikteliktir.
Acıya, sıkıntıya beraber katlanma,
ödülünü de beraber paylaşmadır.
Çevrende onca gönülle aç kalmış insan varken,
“sizinleyim – ben de yemiyorum!” dur.
Arkasından gelen bayram, öpülen eller, açılmış kollar,
belki bir daha asla olamayacak sımsıkı kucaklaşmalardır.
“İyi dilekler”dir Ramazan.
Yüzyıllardır süregelen bir paylaşma dönemini ıskalamayın.
Dindar olmasan da, tek dua bilmesen de,
çok güzeldir Ramazan.
Tadına varın...
Yalçın Ergir
http://www.dushekimi.com/ramazan_guzeldir.pps
indirin ve seyredin....
Cumartesi, Ekim 22, 2005
Asparagastan Kim ölmüş - 2
Keçi demişki "Ortadaki kayaya sıçrayıp oradan da karşıya sıçrıyarak geçelim." Koyun kabul etmiş.
Keçi devam etmiş "Önce sen atla peşinden ben geleyim."
Önde koyun arkada keçi hoplayarak karşıya geçmişler. Karşıya geçmişler geçmesinede keçi gülmekten kırılıyormuş.
Koyun merakla sormuş "Hayırdır ne gördünde o kadar güldün "
Keçi gülerek cevaplamış "Karşıdan karşıya geçerken hoplayınca arkan açıldıda ona gülüyorum."
İslama göre ismet sıfatı - günahsızlık- sadece peygamberlere mahsusdur. İnsanlık hali günahlara düşmeyeceğine ayağının kaymayacağına kimse garanti veremez -Ya Râb, üzerinize sabir ve sebat ihsan eyle, ayaklarimizi sabit kil ve kâfir kavme karsi bize yardim et. " (el-Bakara, 2/250) - bu konuda hiç bir müslümanın itirazı olamaz. Ama bu tip asparagas haberlerin ana kaynağı aynı Keçi mantığı.
Bir ömür boyu arkası açık dolaşan keçiye bir an koyunun arkasının açılması komik geliyordu.
Tabiiiki keçiyi tenzih ederim. Keçinin arkasının açık olmasında bir günahı yok. Ama pek çok insan varki kendi istek ve arzularıyla içine düştükleri gayr-i meşru - kelimeyi gerçek anlamında kullandım -halleri müslüman -dindar - insanlar üzrinde görmek veya göstermek istiyorlar.
Taki kendi ezikliklerini bir nebze olsun ferahlatsın. Bu şekilde bir haberin - tabi haber denebilirse- üzerine atlayıveriyorlar.
Bir batağın içinde debelenip dururken kıyıdaki başkalarınında batağa saplanmalarıyla teselli bulmak hatta bu temennide bulunmak ne çeşit bir ruh hastalığıdır. Şimdi gel de Nur risalelerini hatırlama
Hem deme: Ben de herkes gibiyim." Çünki herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
Hayat-ı beşeriye bir yolculuktur. Şu zamanda, Kur'anın nuruyla gördüm ki, o yol bir bataklığa girdi. Mülevves ve ufûnetli bir çamur içinde kafile-i beşer düşe kalka gidiyor. Bir kısmı, selâmetli bir yolda gider. Bir kısmı, mümkün olduğu kadar çamurdan, bataklıktan kurtulmak için bazı vasıtaları bulmuş. Bir kısm-ı ekseri o ufûnetli, pis, çamurlu bataklık içinde karanlıkta gidiyor. Yüzde yirmisi sarhoşluk sebebiyle, o pis çamuru misk ü anber zannederek yüzüne gözüne bulaştırıyor.. düşerek kalkarak gider, tâ boğulur. Yüzde sekseni ise, bataklığı anlar, ufûnetli, pis olduğunu hisseder.. fakat mütehayyirdirler, selâmetli yolu göremiyorlar.
Elhasıl : Şair ne güzel söylemiş
Silâhlar gördüm
namlusu akla çevrilmiş sahra topları
mürekkebin utandığını gördüm basılı kâğıtlarda
tetiğe basan parmaklarda çare yok, gördüm mürekkebi:
Çarşamba, Ekim 19, 2005
Asparagastan Kim ölmüş 1 !!!!

"Erzurum Palandöken kış turizmi tesislerinin, Rus, Hollandalı, İsrailli ve Alman turistlerin ardından İranlı turistleri de ağırlayacağı belirtildi. Palandöken Dedeman Oteli Genel Müdürü Gündüz Yeşil, İran ile bağlantıların tamamlandığını söyleyerek, "İran'dan ilk turistler geldi. Önümüzdeki haftadan itibaren, kafileler halinde yaklaşık 100 İranlı kayaksever turist bekliyoruz." şeklinde konuştu. Palandöken pistlerinde gönüllerince spor yapmanın tadını çıkaran, profesyonellere taş çıkartırcasına kayan İranlı kadınlar herkesin ilgi odağı oldu."
Milliyet ve Hürriyet gazeteleri 27 Ocak 2000 tarihinde yayınladıkları bir haberde, "Erzurum Palandöken Kayak Merkezi'ndeki İranlı turistlerin kayak keyfini" okuyucularına sunmuştu. Ancak çarşaflıların İranlı turistler değil, bu kıyafete bürünen 2 erkek olduğu sonradan ortaya çıkmıştı. Anadolu Ajansı'nın da servise koyduğu ‘çarşaflı kayakçılar' haberini başka gazeteler de kullanmıştı. Haberin gerçek olmadığı anlaşılınca Sabah ve Star gazeteleri, "Çarşafın altından asparagas çıktı" başlığıyla olayı sayfalarına yansıtmıştı. Otel ve turizm müdürlüğü yetkililerinin bilgilerine başvuran Zaman gazetesi de o dönemde Erzurum'a İranlı turist gelmediğini duyurmuştu. hatta sabah 22.02.2000 tarihinde şöyle yazar
atv'nin beðenilen programý "Haberci" bu hafta izleyicileri Ýran'a götürüyor. Ýran'ýn günlük yaþamýndan kesitler sunulan Haberci'de, 'çarþafsýz' kayak yapan Ýranlý kadýnlarýn görüntülerine de yer veriliyor. Geçtiðimiz günlerde Erzurum Palandöken'de erkeklere çarþaf giydirilerek "Ýranlý turistler kayak yapýyor" diye asparagas haber yapýlmýþtý (en saðda). Coþkun Aral Haberci programý için gittiði Ýran'da kadýnlarýn çarþaflý kayak yapmadýðýný belgeledi
Aradan yıllar geçtikten sonra ben bunları niye yazdım ? çünkü Benzeri haberler halen çıkıyor.
Dikkat ettiysenin Haberin yalan olduğunu ilgili gazetelerin rakipleri tarafından yazılmış kendileri tarafından belirtilmemiş. Pekiii ya bu olay açığa çıkmasaydı. ya bu asparagas haberleri biraz daha usturuklu uydursalardı. Ne de olsa "çamur atta tutmazsada izi kalır" denmişti bir asparagas atasözünde...
diğer örnekler için
Tempolu asparagas sadece 1 YTL
Ahlak zabıtası asparagas mı
Usanmazmı ?
felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı?
bu etkileyici dizelerin devamı ise su sekilde gelismektedir.
beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?
felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı?
kamu bîmârına cânan devâ-yı derd eder ihsan,
niçin kılmaz bana derman beni bîmâr sanmaz mı?
şeb-i hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım,
uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı?
gül-i ruhsârına karşu gözümden kanlı akar su,
habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı?
gamım pinhan dutardım ben dediler yâre kıl rûşen
disem ol bi-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı?
değilim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil.
bana ta’neyleyen gaafil seni görgeç utanmaz mı?
fuzûlî rind-i şeydâdır hemişe halka rüsvâdır,
sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı?
Cuma, Ekim 14, 2005
Sensiz
...
Yürek sensiz hasreti yükler
Bu can sensiz baharı neyler
Şehir sensiz sokak sensiz
Ey gülüm hayatın tadı yok sensiz
Tadı yok sevdamın adı yok sensiz
Baharı severim özlerim amma
Güllerin kokusu gelmiyor sensiz
Yürek sızlar inceden ince
Ölüm ne zormuş ölmeden önce
Şehir sessiz sokak sensiz
Cuma, Ekim 07, 2005
CBuilder vs Visual C
-
-
mikrosoft MFC pek geliştirmiyor -
+
C Builder
+
C Builderlada yapabiliyorsunuz vede halen C kullanıyorsunuz-
+
derleyebiliyormuşunuz - muş diyorum çünkü Kylix problemli biraz
-
-
kaynak kodunu -- tabii varsa epey bir uğraşarak - yeniden derlemeniz
gerekebiliyor yada borlandın utility' lerini kullanarak - tabii olursa -
kendi library standardına çevirmek zorunda kalıyorsunuz...
ben genellikle CBuilder kullanıyorum en azından GUI işini
fazla uğraşmadan halledebiliyorsunuz...
deep not : meseleye fransız fransız bakanlar için
MFC : Microsoft Foundation Class bir Object Oriented Librarydır.
borlandıni OWL'si gibi
VCL : Delphide kullanılan Komponent teknolojisi buda bir Object Oriented Librarydır fakat kullanımı çok kolaylaştırılmıştır - dizayn zamanında pek çok kısmı halledebiliyorsunuz.
Perşembe, Ekim 06, 2005
FB ve IB için Veritabanı dizayn programı
Visual olarak veri tabanı modelini oluşturabiliyorsunuz
halen geliştirme aşamasında üstelikte ücretsiz
web sayfası :http://www.riverdata.cz/ibutils/ibutils.htm
İndirmek için :http://www.riverdata.cz/ibutils/ibutils.zip
Çarşamba, Ekim 05, 2005
Programming Proverbs
- "When in doubt, use brute force." (Ken Thompson)
- "Avoid asymmetry." (Andy Huber)
- "Details count." (Peter Weinberger)
- "Of all my programming bugs, 80% are syntax errors. Of the remaining 20%, 80% are trivial logical errors. Of the remaining 4%, 80% are pointer errors. And the remaining 0.8% are hard." (Marc Donner)
- "A {specification, design, procedure, test plan} that will not fit on one page of 8.5-by-11 inch paper cannot be understood." (Mark Ardis)
- "The structure of a system reflects the structure of the organization that built it." (Richard E. Fairley)
- "The first 90% of the code accounts for the first 90% of the development time. The remaining 10% of the code accounts for the other 90% of the development time. (Tom Cargill)
- "Good judgement comes from experience, and experience comes from bad judgement." (Fred Brooks)
- "Good customer relations double productivity." (Larry Bernstein)
- "Plan to throw one away, you will anyhow." (Fred Brooks)
- we were young and foolish and made a lot of stupid mistakes. Now we are professional programmers and we don't make dumb mistakes. We make smart ones
Cuma, Eylül 23, 2005
Erkekler Ağlamaz
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
Ali "okula gitmezsem annem çok kızar merak eder�"
demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak,
sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi solum neresi,
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne�
Hani geçen geldiğimde, şuram acıyor, şuram işte demiştim de,
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne,
Bak şimdi söylüyorum.
Şuram işte sol yanım çok acıyor anne,
Hem de her gün acıyor anne, her gün�
Dün sabah annesi Ayşe�nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi�
Bende ağladım� Ağladım işte utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne,
Dizim acımıyordu ama, sol yanım çok acıyordu anne!
Bu gün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim, babam ben bilmem ki kızım dedi
Bari okula sen götür dedim.
Kızım iş dedi.
Bende bana ne dedim ağladım.
Kızım ekmek dedi babam.
Sustum ama , okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne�
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep �annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş� dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor,
babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Of babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama,
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
E biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne,
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi?
Duyarsa kızmaz ama, çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını, çiçeklerini kim koparıyor!
İzin verme anne, ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor, bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne, her gelişimde aldığım topraklarını,
Şu kavanozda biriktirdim,
üzerine de resmini yapıştırıp baş ucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne, bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan! Öğretmen yarın
anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım,
öğretmen anlarsa çok kızar ama, bana ne,
Kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki, neyi nasıl anlatacağım anne,
Senin adın geçince, sol yanım acıyor anne,
Hiçbir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp,
Mutlaka gel anne.
Sen rüyama gelmeyince,
sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne
Sol yanım açıyor anne. İşte tam şurası,
Sol yanım�
Çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
çok...
anne...
Ayla Aydemir
ammaaa ağlamadım Erkekler ağlamaz.....
Not : Bu şiiri Bedirhan Gökçeden de dinilebiliyormuşuz burdan
